Ö harfi ile başlayan şairler
Google Reklamları
Hic bir gölgede kaybolmayi düsledigin oldumu ?
Karanliga bürünüp , arkandaki anilara sirtini dönmek
Sen hic hayattan biktigin zamanlarda güldügün oldumu?
Hemde kahkhalar atarcasina …
Bir mektup degistirirmi kaderi getirirmi eski günleri?
Icini yeniden yazsam ve mechul bir postahaneden ,
göndersem üstüne adimi yazsam sadece
herseyi düzeltirmi yeniden baslar mi hayat
sen hic okyanusta kaybolmayi düsledigin oldumu ?
en derin yerine kadar anilarinla yürüyüp
sonrada daha cikmamacasina sulara gömülmeyi
sen hic bogulmayi yasamaya tercih ettinmi ?
yalanci yüzlerden ve gülümsemelerden usanipta
onlar gibi olmaya calistinmi ? bir an bile olsa
basini gökyüzüne kaldiripta hic baktinmi ?
ne kadar aciz ve yanliz oldugunu anlamak icin
sende fark ettinmi benim gibi ? …
nekadar degistim dünden ,bugune…
ben nekadar benim artik…..


Hayata kapatmalı mıyız sence kapıları
Yoksa açmak mı gerekir hayatın kapılarını
İşte insanoğlu bu ince çizgide
Bir gider bir gelir ümitsizce

Aşk bir ölüm çeşididir bence
Ama kurşundan daha iyi vurur seni
Sonra isyan edersin her şey sona erdiğinde
Zehiri içip artık ölümü beklediğinde

Ya da aşk bir yaşam biçimidir beklide
Doğmak zor değildir ölmek kadar
Ama gün gelipte bi an her şey bitti dediğinde
Seni yine yaşama bağlar tüm umutların söndüğünde
uyanın kabuklu günler
içinizi kemiriyor kara sürgünler
kalbinizi izliyor aç dürbünler
uyanın kabuklu günler
bak ağlıyor senli dünler...

uyanın kabuklu günler
dem uyanma vakti
dem söz verme akti
uyanın kabuklu günler
yarınlarınız sahipsiz büyüyor
uyanın kabuklu günler
bak ağlıyor senli dünler...
MESELCİ
17 OCAK 2006,SéRT
meselci@hotmail.com
Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
Ne söyler su dağa çoban çeşmesi.
"Goynunu Şirinin aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca,
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmağa çoban çeşmesi...
"O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
Değdi kaç dudaga çoban çesmesi.
Vefasız Aslıya yol gösteren bu,
Keremin sazına cevap veren bu,
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...
Sızmadı toprağa çoban ceşmesi.
Leyla gelin oldu,
Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
Ateşten kızaran bir gül ararda,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,
Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir, beyhude çağlar,
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi...
Güneş saklanınca dağların ardına,
Günah melekleri çıkar sokaklara.
"İmparator" un çirkin köleleri
Ellerinde adisyon fişleriyle
Sıralanır loş masa önlerine..

Bir kuşun kanadında geçtik akdenizi
Altın sarısı kumlarını, kan kızıl koylarını,
Ve bir sevda türküsünü anımsadık.
İlk ışıkları vurunca akçadenize,
Dalgalar dinginleşir,
Şavkı vurur, aydınlanır odalar.
"Köleler" yataklarda yorgun
Çeker tesbihini ya sabır makamında.

Benzer yaşam öykülerini anlatır,
Uzak diyarlarda maviş gözlü bebeler
Analara emanettir.
Ve yüreklerinde "birgün mutlaka"
Sevgisiz, insansız, ihanetsiz yaşamlar..
Gerçekleşirse özlem,
Çırpınır bir daha Karadeniz.
Anlatılan masallar kalır dillerde.

Hani sıcaklar bastırır,yaz gelir,
Hani yürekler sevdaya palazlanır,
Hani iki yürek buluşur ya,
Eller kenetlenir, bedenler tümleşir..

Apansız fırtınalar kopar.
Dolunayda kan yükselir damarlarda.
Astımlı hasta gibi soluklar,
Zorlar göğsünün kafesini,
Anlatılar karadenizden
Akdenize uzanır,
Bir kuşun kanadından
Seyreylenir yaşamlar..

II.

Günahlar güneşle çekilir odalara.
İmparator " malibu" içerken meksikalı
Sapkın "yalnız kurtlar" dörtçekerlilerde
Taşır kanatsız melekleri,
gecenin en yalnız saatlerine.

Yüreğimizdeki sevdayı anlatırız.
Tanıdık, dişi bedenlere.
Tüm çekim eklerinin di’li geçmiş zamanını.
Bırakır bir kenara,
Ağıdımızı haykırırız.
Ey hüzün git artık,
Kuzeyli dilberlerle günah vaktidir
Sonra;
Tutkulu bedenlerde giyinik "geyşalar"
Karadenizin kuzeyini anlatır.
Dilleri dillerimize yabancı.
Ey kanadı kırık,
Yeleleri sapkın ayrılıklar
İhaneti dostluğa çanak tutanlar
Karadeniz, akdeniz çırpınıyor
Kanatlarında seyreylerken yoz dağları
Gözlerim pınar olur, kan akar "çıkartmada"

Mor salkımlı dağları dolaşırız,
Figuran rollerde sarışın bedenler
Unutturmak eyleminin başlangıcı
Ve Beşparmak’ta yok olan umutlarım.
Ben ah çekerken, bir daha, bir daha ah..
Salkım olur, saçaklanır zakkumlu ağaççıklar.
Bir güzelin katli vacip fetvası savrulur manastırdan.

III.

Biz acıları tadarken bedenlerimizle,
Uzak diyarlardan seslenir ağıdımız.
Memet dayı’ya verdiğimiz ant,
Gözlerimizde şavkılanır.

Unutma;
Sözümüz namusumuzdur.
Sen rahat uyudukça toprağında
Andımız ve adımızdır arda kalan.

IV.

Biz üç kişiydik.
Ben , sen ve o.
Sen’i ihanet denizine gönderdim.
Ben, temmuza hükümlü.
O; gözleri (bakmaya doyamadığım),
Elleri (öylesine güzel, anlamlı) ve ruhuyla,
Bedenimde gizlidir.
Biz üç kişiydik.
Ben, infazım hazır "kaç ay kaldı ki,
Sen, yaşanmamış birkaç gün.
O; şimdi bedenimde onulmaz yaradır ,
Masum ve gizemli.

V.

Öyküler başladığı gibi bitmez.
Başlanan rol aktörleri de etkilerse,
Senaryolar değiştirebilir.
Şimdi ‘yaşam’ bölümünün finali çekilecek.
Kamera hazır.
Motor, başla komutu.
Gözlerimde hüznün bulutları gezinir.
Film biter.
Dağbaşları bulutlanır.

Yazılmamış öyküler,
Daha yaşanmamıştır bilesiniz.
Yaşanırsa sevinçler,
Acıdır ve hüzündür bilir misiniz?

Biz kaç kişiydik, öldük.
Bir sen kaldın geride,
Birde senli anılarımla ben.


08.06.1999
kırıkhan
Ayrılık hasreti vurdu bağrıma
Neden ayrı düştük, bilemiyorum!
Sen yoksun sevdiğim, gönlüm virane
Üzüntüm çoğalır, gülemiyorum! .

Gönlüm ateş sanki, kor gibi yanan
Hasret mızrak mızrak, vermiyor aman
Derdimle baş başa kaldığım zaman
Akar gözüm yaşı, silemiyorum..

Gittiğin gün dünya zındana döndü
Ümidin, hayalin ziyası söndü
İdrâk paramparça, duygu bölündü
Bir türlü kendime gelemiyorum! .

Hıçkırır yüreğim firkât yasında
Gönlüm kürek çeker, gam deryasında
Muhabbet düşünde, aşk rüyasında
Arıyorum seni, bulamıyorum..
Sevgi ilimizden gitti gideli
Soldu gonca güller, açılmaz gayrı
Dert bağrına bastı beni taş gibi
Efkar ter-top bizde, saçılmaz gayrı

Ye´se çarptı hayal, kanadı kırık
Pembe bulutlarda uçulmaz gayrı
Umudumuz topal; koşamaz artık
Feleğin önünden kaçılmaz gayrı

Hayatla aramda açtın uçurum
Yıktın köprüsünü; geçilmez gayrı
Bundan sonra bizim diyarda Dostum,
Hayat mı, memat mı seçilmez gayrı

Google Reklamları



Elektro fiyat